
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Eskişehir'de 70 yaşındaki bir vatandaşın biriktirdiği umre parasını sahte polislere kaptırmasını, kuyumcunun şüpheci yaklaşımı önledi. Olay, dolandırıcılık vakalarında üçüncü gözün önemini bir kez daha ortaya koydu.
Eskişehir'de yaşayan 70 yaşındaki bir vatandaş, birikimlerini ve umreye gitmek için sakladığı altınlarını dolandırıcılara kaptırmaktan son anda kurtuldu. Kendisini polis olarak tanıtan şahısların yönlendirmesiyle elindeki 1 milyon TL değerindeki altınları bozdurmak için bir kuyumcuya giden vatandaş, iş yeri sahibinin dikkati sayesinde büyük bir mağduriyetten döndü.
Telefonla arayan şahıslar, yaşlı vatandaşa adının bir suça karıştığını ve kendisini aklaması için elindeki tüm değerli eşyaları nakde çevirmesi gerektiğini söyledi. Korku ve panik atmosferi yaratan dolandırıcılar, yaşlı vatandaşı sürekli telefon hattında tutarak çevresiyle iletişim kurmasını engelledi. Vatandaşın telaşlı hali ve yüksek miktarda altını bozdurma isteği, kuyumcunun durumu fark etmesini sağlayan ilk işaretler oldu.
Durumdan şüphelenen kuyumcu, müşterisine nazikçe sorular sorarak neden bu kadar altını bozmak istediğini öğrenmeye çalıştı. Yaşlı vatandaşın tutarsız cevaplar vermesi ve telefonun diğer ucundaki kişilerin baskıcı tavırlarını sezmesi üzerine kuyumcu, durumu hemen gerçek emniyet güçlerine bildirdi. Olay yerine gelen polis ekipleri, dolandırıcıların tuzağını etkisiz hale getirerek vatandaşın tüm birikimini koruma altına aldı.
Türkiye genelinde telefonla dolandırıcılık vakaları, özellikle yaşlı nüfusu hedef alan bir suç türü olarak varlığını sürdürüyor. Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre, 'kendini polis veya savcı olarak tanıtma' yöntemi, en sık karşılaşılan dolandırıcılık türleri arasında yer alıyor. Uzmanlar, devlet görevlilerinin asla telefonda para veya altın talep etmeyeceğini, bu tür taleplerin doğrudan bir suç unsuru olduğunu vurguluyor.
Bu olay, sadece emniyetin değil, esnafın ve toplumun her kesiminin bu tür suçlarla mücadelede ne kadar kritik bir role sahip olduğunu gösteriyor. 'Üçüncü göz' olarak tanımlanan bu dikkatli yaklaşım, mağduriyetlerin önlenmesinde kolluk kuvvetlerinin işini kolaylaştırıyor. Özellikle dijital okuryazarlığı düşük olan yaşlı vatandaşların, bu tür şüpheli durumlarda mutlaka en yakın polis merkezine başvurması gerektiği belirtiliyor.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte dolandırıcılar, yapay zeka ve ses taklit teknolojilerini kullanarak çok daha inandırıcı senaryolar üretmeye başladı. Gelecekte, vatandaşların bu tür 'sosyal mühendislik' saldırılarına karşı daha dirençli olabilmesi için yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının daha fazla bilgilendirme kampanyası düzenlemesi kaçınılmaz görünüyor.
Sonuç olarak, Eskişehir'deki bu vaka, bir esnafın duyarlılığının bir ailenin tüm geleceğini kurtardığına dair örnek bir tablo sundu. Dolandırıcılıkla mücadelede en etkili yöntemin, şüphe duyulan her durumda resmi makamlarla doğrudan irtibata geçmek olduğu bir kez daha kanıtlanmış oldu.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.